Yazar Hakkında


Merhaba. Öncelikle bu blog’un yazarı ve kurulma amacı hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. Bu blog’un yazarı şu ana kadar edindiği tecrübeleri, yaşanmışlıklarını, çevresinde gördüğü gerçek olayları, farkındalıklarını insanlarla paylaşmaya karar verdi. İyi üniversitelerden mezun, master derecesi olan, yerli ve yabancı birçok şirkette yönetici olarak çalışmış eski bir plaza çalışanı.  
Yanlış anlaşılmasın, kendisinin herşeyi keşfettiğine ve süper öğütler verecek hale geldiğine inanmıyor. Kendini sadece iyi insan olmaya çalışan, eksikleri, hataları, günahları olan, yaşayarak, tecrübe ederek hayat okulundaki öğrenciliğine devam eden sıradan bir insan olarak görüyor. Kitap okumayı, insanlarla paylaşımda bulunup sohbet etmeyi, faydalı olmayı, yeni keşifler yapmayı seviyor. Ayrıca gündelik yaşama, iş yaşamına, hayata, insan ilişkilerine, aileye, evlilik, çocuk sahibi olma ve boşanmaya dair gözlemleri, tecrübeleri var. Kendisi aynı zamanda başından bir evlilik geçen bekar bir baba. Sorgulamaya, düşünmeye, araştırmaya meraklı. Tasavvufa ilgi duyuyor, okuyup anlamaya, öğrenmeye çalışıyor. İş hayatı boyunca da öğrencilik yıllarına göre çok daha az zamanı olsa da kısıtlı sayıda kişisel gelişim, roman, öykü ve sonradan merak sardığı tasavvuf alanında kitaplar okumaya devam etti. En çok beğendiği eser ise sonradan keşfettiği, akıcı ve anlaşılır bir Türkçe çevirisini geç de olsa bulduktan sonra Mevlana’nın Mesnevi isimli eseri oldu. Bu blog’un yazarına göre gerçek anlamda İslam dinini, tasavvufu, felsefesini, özünü, müslümanlığı en duru, en iyi haliyle hikayeler formatında bu eser anlatıyor. Biliyor ki bu öğrenme ve keşif süreci, iyi insan olmaya çalışma, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışma ve bu şekilde yaşamını sürdürme çabası ölünceye kadar hiç bitmeyecek. Diğer bir ifadeyle, tasavvuf terimiyle şu hayatta pişmeye (yani hayatı yaşayıp zaman zaman acı çekerek, zorluklara göğüs gererek; zaman zaman mutlu olarak, başarılar elde ederek iyi insan, kamil insan olabilmek, Allah’ın rızasını kazanabilmek umuduyla yeni şeyler öğrenmeye, yeni tecrübeler edinmeye) devam edecek. Hz. Mevlana’nın ünlü sözünü duymuşsunuzdur mutlaka: “Hamdım, piştim, yandım.” Ne büyük, ne muhteşem bir düşünür olduğunu insan eserlerini okudukça anlıyor.
Diğer taraftan bu blog’un yazarı iş veya gezi amaçlı birçok farklı ülkeye seyahat etti, değişik ülkeleri, kültürleri tanıma fırsatı oldu. Hiçbir politik tarafı tutmuyor, hayatı boyunca da taraf tutmadı. Çünkü adı üstünde Yunanca kökenli politika kelimesi bir görüşe göre ikiyüzlülükten türemiş bir kelime ve politikayı hiç sevmiyor. Ayrıca burası Türkiye ve baştan önyargıyla yaklaşacaklar için her ne kadar gerçek anlamları ve ifade şekilleri farklı olabilse de maalesef yerleşmiş haliyle popüler veya kötü anlamda kullanılan dinci, şeriatçı, kapitalist, sağcı, solcu, şucu, bucu…vb. değil. Tamamen özgür düşünceye, inanç serbestisine, bilime, araştırmanın önemine, herşeyi sorgulayıp akıl süzgecinden geçirmek gerektiğine, ahlaki-etik değerlerin olması gerektiğine ve Mevlana’nın yaklaşım tarzıyla hoşgörüye inanan sıradan bir Müslüman.

            Şu ana kadar farklı milletlerden, farklı kültürlerden Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist, Ateist ve Deist tanıdığı birçok arkadaşı oldu ve özünde iyi olan herkesi sevdi, inançlarına saygı duydu. Hiçbirini hor görmedi. İyi insan olmaya çalışıyor, şu ana kadar öğrendikleri yeterli değil, bahsettiği, bahsedeceği konuların uzmanları, ünlü yazarları kadar çok bilgisi yok, kimseye İslamı veya herhangi başka bir konuyu çok detaylı anlatacak, sorulara tatmin edici cevaplar verecek kadar çok geniş bilgi sahibi de değil. Eksiği çok fazla ama hayat, kadın-erkek ilişkileri, evlilik, boşanma, inanç, çalışma hayatı, stres, kişisel gelişim ve günümüzün kafa karıştırıcı modern yaşam sorunları ve problemleri ile ilgili görüşlerini, yaşadıklarını, çevresindeki arkadaşlarının yaşadığı olaylarla ilgili gözlemlerini, tecrübelerini öğrendiği, özümsediği kadarıyla kendi bakış açısından iyisiyle kötüsüyle herkesle makale veya hikaye formatında paylaşmak istiyor.
Dijital dünyada insanlığa kendisinin de iyi anlamda bir katkısı, bir faydası olsun istiyor. Belki illa ki kötü bir tecrübe yaşamadan da bu blogda yer alan, yer alacak yaşanmışlıklardan, hikayelerden ders alıp veya bilgilerden faydalanıp hayatta daha az hata yapmanıza vesile olurum veya ne bileyim evleneceğiniz kişiyi seçerken daha farkındalıkla bir seçim yapmanıza faydam olur, belki de bir evlilik kurtulur. Belki de benzer dert ve sorunları yaşayan, kafasından benzer düşünce ve sorular geçenlere bir faydam olur da bu yolda yalnız olmadığınızın farkına varırsınız, iyi dileklerinizi, hayır dualarınızı alırım. Okuyuculardan tek beklentim eğer lütfedip esirgemezseniz hayır duanız.
Sevgi ve Saygılarımla.
Pişen İnsan