Teoman gençliğinde,
eğitim hayatı boyunca maddi anlamda bir sorun, fakirlik yaşamamıştı. Sonra yabancı
dilde eğitim veren bir koleji ve yine yabancı dilde eğitim veren bir
üniversiteyi bitirdi.
Üniversite eğitimi
sonrasında askerlik görevini de tamamlayıp uluslararası faaliyet gösteren yabancı
bir firmada iş hayatına başladı ve bir süre sonra 25 yaşında, yani günümüz
kriterlerine göre erken yaşta denebilecek bir evlilik yaptı. Halbuki o sırada
evlilikle ilgili yeteri farkındalığı ve bilinci olmadığından birçok genç gibi
ilerisini ve uyumu çok dikkate almadan yüzeysel bir seçimle aşık olup evlendi. Tabii
geleneksel olarak aileler yuvanın kurulmasına çok yardım ettiler. Flört
döneminde kendisini tedirgin eden bazı olaylar yaşasa da bunları önemsemedi. Birçok
erkek ve kadının kapıldığı zanna onlar da kapılmıştı. “Nasıl olsa evlenince ileride
konuşup anlaşarak birbirimize uyum sağlarız, belli bir değişim olur. Önemli
olan aşk” zannıydı bu. Eşiyle bir internet sitesinde tanışmış, bir süre görüşüp
flört etmiş ve sonrasında hemen evlilik kararı almıştı. Halbuki biraz hayatını
yaşayıp, gönül eğlendirip sorumluluk almadan farklı sevgililer edinebilir, yaşı
biraz ilerledikten sonra evlenebilirdi. Ama öğrendiği bilgiler ve inandıkları
buna tersti. Birçoklarının yaptığı gibi gece kulüplerinde zamparalık yapmak,
düzeyli uzun süreli ilişkiler, birliktelikler, kızlara umut verip duygularıyla
oynamak, en azından şöyle 35-40 yaş civarlarına gelene kadar evlilik ve çocuk
yapmak için beklemek ona göre değildi. Belki de eşini bu özelliği çok
cezbetmişti. Çok olgun bir tavırdı bu. Ayrıca Teoman’ın ailesinin hali vakti de
gayet yerindeydi. Hayattaki amacı belli prensiplere bağlı, etik bir hayat
sürmek, iyi bir aile kurup ahlaklı, hayırlı, vatanına, milletine bağlı çocuklar
yetiştirmek ve bunun için de kendine ve ailesine yetecek kadar iyi para kazanıp
geçimini sağlamak, inandığı öteki dünyada gerçek, sonsuz mutluluğu yakalamaktı.
Fakat bu yüce amacına uygun farkındalık seviyesinde olmadığından olsa gerek
evlilik kararı alırken özellikle eşlerin birbirine uyumluluğu açısından birçok
şeyi sanki gözardı etti.
Eşini beğenmişti,
güzeldi bir kere. Düşünceleri, idealleri aynı olmasa da ileride nasıl olsa
inandığı şeyleri eşine aktarıp belli bir ortak anlayışa ulaşabilirim diye
düşündü. Aynı şey muhtemelen eşi için de geçerliydi aslında. O da kocasını
beğenmişti. Takım elbiseler içinde işe gidip gelen, şirketinde gelecek vaadeden
bir pozisyonda çalışan, işi gücü olan akıllı ve yakışıklı bir adamdı. Ailesinin
durumu iyiydi, arabası da vardı. Belki genç kızın bambaşka idealleri, hayata,
yaşama farklı bir bakış açısı vardı ama o da ileride nasıl olsa inandığı
şeyleri kocasına aktarıp belli bir ortak anlayışa ulaşabilirim diye düşündü. Çünkü
ikisi de birbirinin hayata bakışını, ideallerini çok sorgulamadı. Biri
yakışıklı, maddi imkanı yerinde, başarılı, hırslı bir erkek; diğeri güzel,
çekici, kendi yuvasını kurmak, aile baskısından kurtulup daha özgür, daha rahat
yaşamak isteyen genç bir kızdı. Evlenip çocuk sahibi olmak, ikisinin de ortak
isteğiydi. Genç kız “Zaten anneme yakın oturacağız, çocuk yapınca annemden
kolayca yardım alırım veya en kötü kocam bakıcı tutar, nasılsa hali vakti
yerinde” diye düşünüyordu içten içe. Fakat aslında hem çok gençlerdi hem de
farkındalık ve bilinç seviyeleri evlilik için yeterli düzeyde değildi.
Teoman evliliğinin
ilerleyen dönemlerinde bir süre aile şirketinde de çalıştı ama birçok yerli
şirkette olduğu gibi aile içinde oluşan farklı yaklaşımlar ve görüş ayrılıkları
sebebiyle aile şirketinden çıkıp profesyonel hayata, başka bir şirkete yönetici
pozisyonunda geri döndü. Çünkü şirketi yöneten ve akrabalardan oluşan zihniyet,
şirketin gelişmesini değil tam tersine rekabet şansını ortadan kaldırıp yok
olmasını getirecek bir yapıdaydı. Şirket ortaklarının çocukları belli bir plan
dahilinde profesyonel bir planla şirkete dahil edilmesi gerekirken çekememezlik
ve ego savaşları buna engel oluyordu.
Bu arada Teoman’ın
3 çocuğu oldu, 15 yıl kadar evli kaldı ama hayatı planladığı gibi gitmedi. Teoman
ekonomik kriz yaşanan bir senede çalıştığı iyi maaşlı işini de kaybetti ve daha
az maaşlı bir işe girdi. Bir süre sonra daha önce ayrıldığı aile şirketi de iflas
etti ve ailesi herşeyini, tüm malvarlığını kaybetti. Anne ve babası adeta sıfır
noktasını gördü. Bu durum tüm ailesi ve Teoman için bir felaketti, büyük bir
travmaydı ama beklenen bir sondu. Beklendiği halde yine de çok acı çekildi. Yetmiyormuş
gibi bu kötü günlerinde karısı da ortada 3 çocuk olmasına rağmen boşanmak istedi ve dava açtı. Bu arada yaşadığı travmanın etkisiyle bir süre evlilik
kurumuna olan inancı sarsılsa da yine de evlilik bilincine sahip, farkındalığı
yüksek doğru kişiler ve iyi insanlar için bu kurumun olması gerektiğini
düşündü. Gençken yaptığı yanlış seçimin farkına işte o kötü gününde vakıf oldu.
Şimdi bedel ödeme zamanıydı işte. Gerçek, evlilik kurumunun kötü olması
değildi. Gerçek olan evlilik için farkındalık ve bilinçli olmanın ne kadar
önemli olduğu ile hayattaki seçimlerimizin mutlaka bir karşılığı olduğuydu. Tabii
bir de kader faktörü vardı. Çünkü kontrol edemediği birçok olay üst üste
gelmişti. Bu süreçte anne ve babası ile hep temas halindeydi. Babasının iflası
sırasında ve çok sıkıntılı geçen boşanma sürecinde herkes birbirine çok destek
oldu.
Teoman’ın zor
zamanları atlatması tabii ki kolay olmadı, insan öyle zamanlarda sık sık
hayatının muhasebesini yapıyordu ama o zamana kadar kendine yaptığı eğitim ve
kitap okuma yatırımları sayesinde belli bir farkındalık ve en önemlisi Allah’ın
yardımı ile zorluklarla mücadele etmeye gayret etti. Kitaplarda okuduğu bazı
yaşam halleri tam da başına gelmişti. Dünya hayatı bir sınavdı ve öteki dünyaya
inanan insanlar için kontrol edemediği olaylarla ilgili durumuna razı olmak
yani tasavvufi ifadeyle tevekkül etmek, Yaradan’a bize hayatta verdikleri için şükretmek
ve sürekli şükür halinde olmak çok önemliydi.
Çocukları için iyi
bir baba olmaya çalışan, maddi-manevi elinden gelen her desteği vermeye çalışan
ama engelleyemediği olaylar sebebiyle belli aralıklarla biraraya gelip vakit
geçirse bile onlardan genelde ayrı kalmanın acısını da yaşayan Teoman şimdi
çalışma hayatına, hayat mücadelesini sürdürmeye, uzaktan da olsa babalık
görevlerini yerine getirmeye devam ediyor.
Kıssadan hisse: Siz
siz olun aman evlenirken, eşinizi ve evlilik yaşamınızla uyumlu olacak şekilde
(uyumdan kastım karınıza veya kocanıza ayıracak normal bir zaman dilimi olabilmeli.
Sadece çalışıp evinize, eşinize, çocuğunuza zaman ayıramaz durumdayken evlilik
hayatı yürümez!) işinizi seçerken dikkat edin. Özellikle eş seçiminde
tarafların hayat görüşleri, ahlak anlayışları, idealleri, dindarlık dereceleri,
içki ve/veya sigara içip içmedikleri, hatta bazen siyasi görüşleri çok önemli olabiliyor
ve bu konulardaki uyumsuzluk çiftlerin birbirine ilk aşık olduğu zamanlarda ve
senelerde değil evliliğin ilerleyen dönemlerinde “aşk etkisi” geçtikten sonra
sorun olmaya başlıyor ve boşanmaya kadar giden süreç işte o zaman başlamış
oluyor. Evet aşkın gözü kördür ama bilinç ve farkındalığınızı mümkün olduğunca arttırarak
kendiniz için doğru seçimleri yapmaya gayret edebilir, kendiniz için doğru
kişiye aşık olmanın ortamını hazırlayabilirsiniz. Önce hayattaki amacınızı iyi
belirleyin. Allah’tan ne istediğinizi bilerek, bilincinde olarak hayırlısını
isteyin ve özellikle de yapacağınız eş, iş ve arkadaş seçimlerinizin bu
amacınıza uygunluklarından emin olun.
Konuyla
ilgili peygamberimizden aslında erkekler için de geçerli olabilecek bir hadis-i
şerif. Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Kadın
dört hasleti için nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için, dini için.
Sen dindarı seç de huzur bul."
Kütübü
Sitte, Hadis No: 5626 Ravi: Ebu Hureyre





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder