17 Mart 2016 Perşembe

EŞ VE İŞ SEÇİMİNİ İYİ YAPIN Kİ HAYATINIZ MAHVOLMASIN




 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Teoman gençliğinde, eğitim hayatı boyunca maddi anlamda bir sorun, fakirlik yaşamamıştı. Sonra yabancı dilde eğitim veren bir koleji ve yine yabancı dilde eğitim veren bir üniversiteyi bitirdi.
Üniversite eğitimi sonrasında askerlik görevini de tamamlayıp uluslararası faaliyet gösteren yabancı bir firmada iş hayatına başladı ve bir süre sonra 25 yaşında, yani günümüz kriterlerine göre erken yaşta denebilecek bir evlilik yaptı. Halbuki o sırada evlilikle ilgili yeteri farkındalığı ve bilinci olmadığından birçok genç gibi ilerisini ve uyumu çok dikkate almadan yüzeysel bir seçimle aşık olup evlendi. Tabii geleneksel olarak aileler yuvanın kurulmasına çok yardım ettiler. Flört döneminde kendisini tedirgin eden bazı olaylar yaşasa da bunları önemsemedi. Birçok erkek ve kadının kapıldığı zanna onlar da kapılmıştı. “Nasıl olsa evlenince ileride konuşup anlaşarak birbirimize uyum sağlarız, belli bir değişim olur. Önemli olan aşk” zannıydı bu. Eşiyle bir internet sitesinde tanışmış, bir süre görüşüp flört etmiş ve sonrasında hemen evlilik kararı almıştı. Halbuki biraz hayatını yaşayıp, gönül eğlendirip sorumluluk almadan farklı sevgililer edinebilir, yaşı biraz ilerledikten sonra evlenebilirdi. Ama öğrendiği bilgiler ve inandıkları buna tersti. Birçoklarının yaptığı gibi gece kulüplerinde zamparalık yapmak, düzeyli uzun süreli ilişkiler, birliktelikler, kızlara umut verip duygularıyla oynamak, en azından şöyle 35-40 yaş civarlarına gelene kadar evlilik ve çocuk yapmak için beklemek ona göre değildi. Belki de eşini bu özelliği çok cezbetmişti. Çok olgun bir tavırdı bu. Ayrıca Teoman’ın ailesinin hali vakti de gayet yerindeydi. Hayattaki amacı belli prensiplere bağlı, etik bir hayat sürmek, iyi bir aile kurup ahlaklı, hayırlı, vatanına, milletine bağlı çocuklar yetiştirmek ve bunun için de kendine ve ailesine yetecek kadar iyi para kazanıp geçimini sağlamak, inandığı öteki dünyada gerçek, sonsuz mutluluğu yakalamaktı. Fakat bu yüce amacına uygun farkındalık seviyesinde olmadığından olsa gerek evlilik kararı alırken özellikle eşlerin birbirine uyumluluğu açısından birçok şeyi sanki gözardı etti.
Eşini beğenmişti, güzeldi bir kere. Düşünceleri, idealleri aynı olmasa da ileride nasıl olsa inandığı şeyleri eşine aktarıp belli bir ortak anlayışa ulaşabilirim diye düşündü. Aynı şey muhtemelen eşi için de geçerliydi aslında. O da kocasını beğenmişti. Takım elbiseler içinde işe gidip gelen, şirketinde gelecek vaadeden bir pozisyonda çalışan, işi gücü olan akıllı ve yakışıklı bir adamdı. Ailesinin durumu iyiydi, arabası da vardı. Belki genç kızın bambaşka idealleri, hayata, yaşama farklı bir bakış açısı vardı ama o da ileride nasıl olsa inandığı şeyleri kocasına aktarıp belli bir ortak anlayışa ulaşabilirim diye düşündü. Çünkü ikisi de birbirinin hayata bakışını, ideallerini çok sorgulamadı. Biri yakışıklı, maddi imkanı yerinde, başarılı, hırslı bir erkek; diğeri güzel, çekici, kendi yuvasını kurmak, aile baskısından kurtulup daha özgür, daha rahat yaşamak isteyen genç bir kızdı. Evlenip çocuk sahibi olmak, ikisinin de ortak isteğiydi. Genç kız “Zaten anneme yakın oturacağız, çocuk yapınca annemden kolayca yardım alırım veya en kötü kocam bakıcı tutar, nasılsa hali vakti yerinde” diye düşünüyordu içten içe. Fakat aslında hem çok gençlerdi hem de farkındalık ve bilinç seviyeleri evlilik için yeterli düzeyde değildi.
Teoman evliliğinin ilerleyen dönemlerinde bir süre aile şirketinde de çalıştı ama birçok yerli şirkette olduğu gibi aile içinde oluşan farklı yaklaşımlar ve görüş ayrılıkları sebebiyle aile şirketinden çıkıp profesyonel hayata, başka bir şirkete yönetici pozisyonunda geri döndü. Çünkü şirketi yöneten ve akrabalardan oluşan zihniyet, şirketin gelişmesini değil tam tersine rekabet şansını ortadan kaldırıp yok olmasını getirecek bir yapıdaydı. Şirket ortaklarının çocukları belli bir plan dahilinde profesyonel bir planla şirkete dahil edilmesi gerekirken çekememezlik ve ego savaşları buna engel oluyordu.  
Bu arada Teoman’ın 3 çocuğu oldu, 15 yıl kadar evli kaldı ama hayatı planladığı gibi gitmedi. Teoman ekonomik kriz yaşanan bir senede çalıştığı iyi maaşlı işini de kaybetti ve daha az maaşlı bir işe girdi. Bir süre sonra daha önce ayrıldığı aile şirketi de iflas etti ve ailesi herşeyini, tüm malvarlığını kaybetti. Anne ve babası adeta sıfır noktasını gördü. Bu durum tüm ailesi ve Teoman için bir felaketti, büyük bir travmaydı ama beklenen bir sondu. Beklendiği halde yine de çok acı çekildi. Yetmiyormuş gibi bu kötü günlerinde karısı da ortada 3 çocuk olmasına rağmen boşanmak istedi ve dava açtı. Bu arada yaşadığı travmanın etkisiyle bir süre evlilik kurumuna olan inancı sarsılsa da yine de evlilik bilincine sahip, farkındalığı yüksek doğru kişiler ve iyi insanlar için bu kurumun olması gerektiğini düşündü. Gençken yaptığı yanlış seçimin farkına işte o kötü gününde vakıf oldu. Şimdi bedel ödeme zamanıydı işte. Gerçek, evlilik kurumunun kötü olması değildi. Gerçek olan evlilik için farkındalık ve bilinçli olmanın ne kadar önemli olduğu ile hayattaki seçimlerimizin mutlaka bir karşılığı olduğuydu. Tabii bir de kader faktörü vardı. Çünkü kontrol edemediği birçok olay üst üste gelmişti. Bu süreçte anne ve babası ile hep temas halindeydi. Babasının iflası sırasında ve çok sıkıntılı geçen boşanma sürecinde herkes birbirine çok destek oldu.
 Teoman’ın zor zamanları atlatması tabii ki kolay olmadı, insan öyle zamanlarda sık sık hayatının muhasebesini yapıyordu ama o zamana kadar kendine yaptığı eğitim ve kitap okuma yatırımları sayesinde belli bir farkındalık ve en önemlisi Allah’ın yardımı ile zorluklarla mücadele etmeye gayret etti. Kitaplarda okuduğu bazı yaşam halleri tam da başına gelmişti. Dünya hayatı bir sınavdı ve öteki dünyaya inanan insanlar için kontrol edemediği olaylarla ilgili durumuna razı olmak yani tasavvufi ifadeyle tevekkül etmek, Yaradan’a bize hayatta verdikleri için şükretmek ve sürekli şükür halinde olmak çok önemliydi.
Çocukları için iyi bir baba olmaya çalışan, maddi-manevi elinden gelen her desteği vermeye çalışan ama engelleyemediği olaylar sebebiyle belli aralıklarla biraraya gelip vakit geçirse bile onlardan genelde ayrı kalmanın acısını da yaşayan Teoman şimdi çalışma hayatına, hayat mücadelesini sürdürmeye, uzaktan da olsa babalık görevlerini yerine getirmeye devam ediyor.
Kıssadan hisse: Siz siz olun aman evlenirken, eşinizi ve evlilik yaşamınızla uyumlu olacak şekilde (uyumdan kastım karınıza veya kocanıza ayıracak normal bir zaman dilimi olabilmeli. Sadece çalışıp evinize, eşinize, çocuğunuza zaman ayıramaz durumdayken evlilik hayatı yürümez!) işinizi seçerken dikkat edin. Özellikle eş seçiminde tarafların hayat görüşleri, ahlak anlayışları, idealleri, dindarlık dereceleri, içki ve/veya sigara içip içmedikleri, hatta bazen siyasi görüşleri çok önemli olabiliyor ve bu konulardaki uyumsuzluk çiftlerin birbirine ilk aşık olduğu zamanlarda ve senelerde değil evliliğin ilerleyen dönemlerinde “aşk etkisi” geçtikten sonra sorun olmaya başlıyor ve boşanmaya kadar giden süreç işte o zaman başlamış oluyor. Evet aşkın gözü kördür ama bilinç ve farkındalığınızı mümkün olduğunca arttırarak kendiniz için doğru seçimleri yapmaya gayret edebilir, kendiniz için doğru kişiye aşık olmanın ortamını hazırlayabilirsiniz. Önce hayattaki amacınızı iyi belirleyin. Allah’tan ne istediğinizi bilerek, bilincinde olarak hayırlısını isteyin ve özellikle de yapacağınız eş, iş ve arkadaş seçimlerinizin bu amacınıza uygunluklarından emin olun.
Konuyla ilgili peygamberimizden aslında erkekler için de geçerli olabilecek bir hadis-i şerif. Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı için, soyu için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul."
Kütübü Sitte, Hadis No: 5626  Ravi: Ebu Hureyre

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder