27 Mart 2016 Pazar

DİSTRİBÜTÖR ESNAFIMIZIN PROMOSYON TATİLDEN ANLADIĞI


             Tolga büyük bir holdingde çalışan bir marka müdürüydü. Sorumlu olduğu ürün grubu ise Türkiye çapındaki distribütör ve toptan satış yapan firmalar aracılığıyla tüketicilere ulaştırılıyordu. Her yıl sonu olduğu gibi bir sonraki yılın müşterilere yönelik promosyon aktiviteleri planlaması yapılırken TV, gazete, dergi, internet gibi medya mecraları aracılığıyla yapılan ürün reklamları kadar ürünlerin dağıtımını yapan distribütör firmaların da ürünlere desteğinin arttırılması önemliydi. Konuyla ilgili şirket içinde bir toplantı ayarlandı ve hem satıştan hem de pazarlamadan yetkililer katıldı. 

Satış Müd.: Mesela belli bir sürede en çok ürün sipariş verenler arasından bir çekiliş yapalım ve değerli bir hediye verelim. 

Finans Müd.: Olabilir, değerli bir hediye olarak bir araba veya dağıtım için işlerine yarayacak bir minibüs olabilir. 
 
Tolga: İyi de sadece çekilişle çıkacak bir şey için müşteri o kadar mal alır mı sizce? 

Satış Müd.: Evet, düşününce katılımcı sayısı ve sipariş miktarı az olabilir. Herkesin kazanabileceği veya faydalanabileceği bir şey olsa. Mesela herkesi istediği bir yere tatile gönderelim. Belli miktarda mal alımı olsun ve o miktarı alan herkesi istediği bir yere tatile gönderelim. 

Finans Müd.: Ayrı ayrı kişiler için ayrı yerlerde tatil organizasyonu çok pahalı olmaz mı? Markanın o kadar bütçesi var mı? 

Tolga: Çok bütçe yok tabii. Ama tatil, gezi işi iyi fikir. Ben de bu yönde bir öneride bulunacaktım. Bir otelle anlaşalım ve herkesi aynı yere gönderelim, maliyeti daha düşük olur.  
 
Satış Müd.: İyi de herkes kendi kendine iyi kötü tatil yapıyor zaten. Çekici olacak mı? 

Tolga: Tabii, yurt içi çok cazip olmayabilir ama yurt dışına gönderelim. Bizim ekipten de birileri olsun ve distribütörleri eğlendirsin mesela. 
 
Satış Müd.: Bakın bu iyi fikir. Bu durumda en güzeli Ukrayna gezisi olur. Gece hayatı ve güzel kadınlar müşterileri bayağı iyi eğlendirecektir J 
 
 
Finans Müd.: Maliyeti de diğer Avrupa ülkelerine göre daha az olacaktır. Olabilir. 

Tolga: Bildiğim kadarıyla gece hayatını sevmeyen dindar müşterilerimiz de var. Onlar ilgilenmeyebilir. 

Satış Müd.: Bakma sen. Dindar görünüp de bayıla bayıla gelecek olanlar var. Sonuçta eşli bir gezi yapmayalım zaten. Hem daha masraflı olur hem de evli olanlar karıları varken zamparalık yapamazlar. Diğer taraftan gerçekten bu geziyle kesin ilgilenmeyecek belli müşteriler de var tabii. 

Tolga: O zaman bir alternatif daha önerelim. Gerçekten dindar olanlar için de Umre seyahati organizasyonu yapalım. Bütçem ikili bir alternatife müsait. Böylece düzenleyeceğimiz promosyon tüm müşterilere hitap etmiş olur. Siparişleri garantileriz. İsteyen Ukrayna’ya, isteyen Mekke’ye gider. 
 
 
Finans Müd.: Çok iyi fikir. Tamamdır bu iş. 
 
Tolga: Yalnız baştan söyleyim, gece klübünde müşterilerden kız ayarlamak için tercümanlık yapmam istenirse hiç işim olmaz ona göre. J Son yurt dışı gezisinde konsept farklı olduğu halde bir gece gittiğimiz mekanda yabancı dil bilmeyen müşterilerden biri zorla bu tercüme işini bana yaptırmıştı. Neyse ki kız fazla uğraştırmadı da fazla muhatap olmak zorunda kalmadım. 

Satış Müd.: Ne o Tolga, yoksa sadece kendin mi kaçamak yapacaksın? Rakip mi istemiyorsun yanına? JJJ 

Tolga: Yok abi be. Evliyim ben biliyorsun. İşim olmaz benim. 

Satış Müd.: Bırak şimdi yeme bizi be Tolga. Ben de evliyim ama arada böyle heyecan da lazım be koçum. Hayat güzel, fırsatları kaçırmamak lazım. Tek kadınla ömür mü geçer yahu?

Tolga: Tabii anlıyorum seni de ben almayım. Alana da mani olmayım. Ben farklı düşünüyorum. Aynı şeyi karım bana yapsa affetmem ben. Merak etme seni ispiyonlamam eşine. 

            İşte size hayali bir şirket toplantısı hikayesi. Gerçekte böyle bir toplantıda bulunmasam da benzeri şeyler duymuşluğum var. Ticaret hayatı üzerinden ülke insanımızın yaşam, inanç ve anlayış tarzından bir kesit adeta. Yanlış anlaşılmasın, tüm distribütör esnafımız bu şekilde düşünüp yaşamıyor, tüm bir esnaf grubunu kötülemiş gibi olmayım; her millette, her meslekte, her bir küçük grupta dahi iyiler ve kötüler her zaman vardır ama sayıları maalesef ki az da değil.
 
Bu bazı distribütör, toptancı işadamlarımıza Allah imkan vermiş, para vermiş. Büyük şirketlerle çalışıp güzel paralar kazanıyorlar ama iş zamparalığa gelince hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar. Yahu madem aldatacaksın, niye o kadınla evlendin? İnancınla yaptığın örtüşüyor mu? Sorun yatakta mı? Karın elin Ukraynalı, Rus kadınının yaptığını yapamıyor mu? Yaşamak istediğin her neyse hiç karından bunu istedin mi? Yoksa utandın mı? Karını aldatmaya utanmıyorsun da, karına fantezilerini söylemeye mi utanıyorsun? Önce yaşamak istediğin cinselliği karınla yaşamaya çalış ve erdemli ol. Yok yaşayamıyorsan, evli olduğun karınla olmuyorsa o zaman boşan. Ne zaman, nerede hangi kadınla beraber olacaksan ol. Ama evliyken yapma bunu işte. 

           Diğer bir örnek de özellikle hali vakti yerinde, yazlığı olan bazı ailelerimizde yazın gelmesiyle hanımı, çoluğu çocuğu yazlığa postalayıp (sözüm bu şekilde davranmayan, edebi ile çalışıp ailesinin geçimi ve refahı için samimi olarak çabalayanlara değil tabii) şehirde gecelere akan erkek tipleri. Bir gazete yazarı da aynı konudan bahsetmiş zaten. Okuyabilirsiniz...  


Peki ya bu adamları da karıları gittikleri yazlık yerlerde aldatıyorsa? Hiç akıllarına geliyor mu? Eğer kadın kafasına koyarsa ne zorlukları başarabildiğini biliyor musunuz? Yanında gönderdiğiniz çocuklarınızın bunu engelleyebileceğini mi sanıyorsunuz? Benim anlamakta zorlandığım şey ise her iki taraf için de evliler açısından eşlerle ve çocuklarla birlikte olmadıktan sonra nasıl rahat tatil yapılabildiği. Bu normalse o zaman evlilik anlayışında ciddi bir sorun yok mu sizce? Sanki olabiliyorsa beraber tatil yapmak, olamıyorsa yazlığa gitmeden de şehirde yine hep birlikte ve aile olarak kalmak, vakit geçirmek daha mantıklı değil mi? Aile olmanın bir farkı yok mu? Ayrı ayrı yapılan tatiller olacaksa bekar ile evli olmanın ne farkı var? Eşler bunu nasıl kabulleniyorlar anlamak zor. 

Hakikaten de özellikle erkeklerin ahlaki anlamda birçoğunun çifte standart uyguladığı bir ortamda bulunulması ve bunun giderek yaygınlaşması günümüzde kadınların da buna isyan edip kocalarını artan oranda aldatmasıyla devam ediyor ve bizim Türk erkeğimizin çoğunun bundan haberi bile olmuyor. Çünkü kadınların aldatmasını yakalamak veya anlamak erkekler için çok daha zordur. Kadının intikamı (tabii kendisi de o rüzgara kapılıp yanlışa yanlışla karşılık verecek bir yapıdaysa) çok acı olur. İşin daha acı tarafı da şu ki esas bu çarpık anlayış sonucu en kötü etkilenenler boşanmış aile çocukları ile yitip giden manevi değerlerimiz, evlilik kurumu, erdem ve ahlak oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder