Tolga büyük bir
holdingde çalışan bir marka müdürüydü. Sorumlu olduğu ürün grubu ise Türkiye
çapındaki distribütör ve toptan satış yapan firmalar aracılığıyla tüketicilere
ulaştırılıyordu. Her yıl sonu olduğu gibi bir sonraki yılın müşterilere yönelik
promosyon aktiviteleri planlaması yapılırken TV, gazete, dergi, internet gibi medya
mecraları aracılığıyla yapılan ürün reklamları kadar ürünlerin dağıtımını yapan
distribütör firmaların da ürünlere desteğinin arttırılması önemliydi. Konuyla
ilgili şirket içinde bir toplantı ayarlandı ve hem satıştan hem de pazarlamadan
yetkililer katıldı.
Satış Müd.: Mesela
belli bir sürede en çok ürün sipariş verenler arasından bir çekiliş yapalım ve
değerli bir hediye verelim.
Finans Müd.: Olabilir,
değerli bir hediye olarak bir araba veya dağıtım için işlerine yarayacak bir
minibüs olabilir.
Tolga: İyi de
sadece çekilişle çıkacak bir şey için müşteri o kadar mal alır mı sizce?
Satış Müd.: Evet, düşününce
katılımcı sayısı ve sipariş miktarı az olabilir. Herkesin kazanabileceği veya
faydalanabileceği bir şey olsa. Mesela herkesi istediği bir yere tatile
gönderelim. Belli miktarda mal alımı olsun ve o miktarı alan herkesi istediği
bir yere tatile gönderelim.
Finans Müd.: Ayrı
ayrı kişiler için ayrı yerlerde tatil organizasyonu çok pahalı olmaz mı?
Markanın o kadar bütçesi var mı?
Tolga: Çok
bütçe yok tabii. Ama tatil, gezi işi iyi fikir. Ben de bu yönde bir öneride
bulunacaktım. Bir otelle anlaşalım ve herkesi aynı yere gönderelim, maliyeti
daha düşük olur.
Satış Müd.: İyi de
herkes kendi kendine iyi kötü tatil yapıyor zaten. Çekici olacak mı?
Tolga: Tabii,
yurt içi çok cazip olmayabilir ama yurt dışına gönderelim. Bizim ekipten de
birileri olsun ve distribütörleri eğlendirsin mesela.
Satış Müd.: Bakın
bu iyi fikir. Bu durumda en güzeli Ukrayna gezisi olur. Gece hayatı ve güzel kadınlar müşterileri
bayağı iyi eğlendirecektir J
Finans Müd.:
Maliyeti de diğer Avrupa ülkelerine göre daha az olacaktır. Olabilir.
Tolga:
Bildiğim kadarıyla gece hayatını sevmeyen dindar müşterilerimiz de var. Onlar
ilgilenmeyebilir.
Satış Müd.: Bakma
sen. Dindar görünüp de bayıla bayıla gelecek olanlar var. Sonuçta eşli bir gezi
yapmayalım zaten. Hem daha masraflı olur hem de evli olanlar karıları varken
zamparalık yapamazlar. Diğer taraftan gerçekten bu geziyle kesin ilgilenmeyecek
belli müşteriler de var tabii.
Tolga: O
zaman bir alternatif daha önerelim. Gerçekten dindar olanlar için de Umre
seyahati organizasyonu yapalım. Bütçem ikili bir alternatife müsait. Böylece
düzenleyeceğimiz promosyon tüm müşterilere hitap etmiş olur. Siparişleri
garantileriz. İsteyen Ukrayna’ya, isteyen Mekke’ye gider.
Finans Müd.: Çok
iyi fikir. Tamamdır bu iş.
Tolga: Yalnız
baştan söyleyim, gece klübünde müşterilerden kız ayarlamak için tercümanlık
yapmam istenirse hiç işim olmaz ona göre. J
Satış Müd.: Ne o
Tolga, yoksa sadece kendin mi kaçamak yapacaksın? Rakip mi istemiyorsun yanına? JJJ
Tolga: Yok abi be.
Evliyim ben biliyorsun. İşim olmaz benim.
Satış Müd.: Bırak
şimdi yeme bizi be Tolga. Ben de evliyim ama arada böyle heyecan da lazım be
koçum. Hayat güzel, fırsatları kaçırmamak lazım. Tek kadınla ömür mü geçer
yahu?
Tolga: Tabii anlıyorum seni de ben almayım. Alana da mani olmayım. Ben farklı düşünüyorum. Aynı şeyi karım bana yapsa affetmem ben. Merak etme seni ispiyonlamam eşine.
İşte size hayali bir şirket toplantısı hikayesi. Gerçekte böyle bir toplantıda bulunmasam da benzeri şeyler duymuşluğum var. Ticaret hayatı üzerinden ülke insanımızın yaşam, inanç ve anlayış tarzından bir kesit adeta. Yanlış anlaşılmasın, tüm distribütör esnafımız bu şekilde düşünüp yaşamıyor, tüm bir esnaf grubunu kötülemiş gibi olmayım; her millette, her meslekte, her bir küçük grupta dahi iyiler ve kötüler her zaman vardır ama sayıları maalesef ki az da değil.
Bu bazı distribütör,
toptancı işadamlarımıza Allah imkan vermiş, para vermiş. Büyük şirketlerle çalışıp
güzel paralar kazanıyorlar ama iş zamparalığa gelince hiçbir fırsatı
kaçırmıyorlar. Yahu madem aldatacaksın, niye o kadınla evlendin? İnancınla
yaptığın örtüşüyor mu? Sorun yatakta mı? Karın elin Ukraynalı, Rus kadınının yaptığını
yapamıyor mu? Yaşamak istediğin her neyse hiç karından bunu istedin mi? Yoksa
utandın mı? Karını aldatmaya utanmıyorsun da, karına fantezilerini söylemeye mi
utanıyorsun? Önce yaşamak istediğin cinselliği karınla yaşamaya çalış ve
erdemli ol. Yok yaşayamıyorsan, evli olduğun karınla olmuyorsa o zaman boşan. Ne
zaman, nerede hangi kadınla beraber olacaksan ol. Ama evliyken yapma bunu işte.
Diğer bir örnek de
özellikle hali vakti yerinde, yazlığı olan bazı ailelerimizde yazın gelmesiyle
hanımı, çoluğu çocuğu yazlığa postalayıp (sözüm bu şekilde davranmayan, edebi
ile çalışıp ailesinin geçimi ve refahı için samimi olarak çabalayanlara değil
tabii) şehirde gecelere akan erkek tipleri. Bir gazete yazarı da aynı konudan
bahsetmiş zaten. Okuyabilirsiniz...
Peki ya bu
adamları da karıları gittikleri yazlık yerlerde aldatıyorsa? Hiç akıllarına
geliyor mu? Eğer kadın kafasına koyarsa ne zorlukları başarabildiğini biliyor
musunuz? Yanında gönderdiğiniz çocuklarınızın bunu engelleyebileceğini mi
sanıyorsunuz? Benim anlamakta zorlandığım şey ise her iki taraf için de evliler
açısından eşlerle ve çocuklarla birlikte olmadıktan sonra nasıl rahat tatil yapılabildiği.
Bu normalse o zaman evlilik anlayışında ciddi bir sorun yok mu sizce? Sanki
olabiliyorsa beraber tatil yapmak, olamıyorsa yazlığa gitmeden de şehirde yine
hep birlikte ve aile olarak kalmak, vakit geçirmek daha mantıklı değil mi? Aile
olmanın bir farkı yok mu? Ayrı ayrı yapılan tatiller olacaksa bekar ile evli
olmanın ne farkı var? Eşler bunu nasıl kabulleniyorlar anlamak zor.
Hakikaten de özellikle
erkeklerin ahlaki anlamda birçoğunun çifte standart uyguladığı bir ortamda
bulunulması ve bunun giderek yaygınlaşması günümüzde kadınların da buna isyan
edip kocalarını artan oranda aldatmasıyla devam ediyor ve bizim Türk
erkeğimizin çoğunun bundan haberi bile olmuyor. Çünkü kadınların aldatmasını
yakalamak veya anlamak erkekler için çok daha zordur. Kadının intikamı (tabii
kendisi de o rüzgara kapılıp yanlışa yanlışla karşılık verecek bir yapıdaysa) çok
acı olur. İşin daha acı tarafı da şu ki esas bu çarpık anlayış sonucu en kötü
etkilenenler boşanmış aile çocukları ile yitip giden manevi değerlerimiz, evlilik
kurumu, erdem ve ahlak oluyor.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder